26 Mayıs 2012 Cumartesi

Güzelliğini neye borçluymuş?

Mirranda Kerr... hani şu Viktoria Secret'ın meleklerinden olan dünyalar güzeli kız. Bacak boyu sonsuza kadar gidiyor. Gözler zümrüt yeşili. Saçlar altından ipek tellerden oluşmuş sanki. Dişler desen mücevher kutusundaki pırlantalar gibi. Başka bir şey söylememe gerek yok, resim herşeyi anlatıyor sanırım. İşte bu kızcağımız güzelliğini yeşil çaya borçluymuş. Bu haberlerden daha komik bir haber düşünemiyorum. Hani böyle dünyalar güzeli hatunlar gelir de beyanat veririrler ya "güzelliğimi kırmızı meyvelere borçluyum" ya da " bol su içiyorum", ne biliyim "her gün bir avakado yerim", "düzenli spor yapıyorum".  Hah işte ben o beyanatlara göre yeşil çay denizlerinde yıkansam, kırmızı meyveleri ağzımdan burnumdan tıksanız, düzenli spor yapmayı bırak gece uyurken bile beni makinelere bağlasalar 24 saat hareket halinde olsam gene de o hatunlar gibi olamayacağımı biliyorum. Herhalde kendinden azıcık haberi olan bir hatun kişi de olunmayacağını biliyordur. E bu haberleri kimler için yapıyorlar allah aşkına. Güzelliğimi ... borçluyum haberlerini son yılların en gıcık haberleri ilan ediyorum. Evet mayo mevsiminin yaklaşması ve halen kilo verememiş olmamın etkisiyle azıcık kıskançlık da var tabii. ;)  

17 Mayıs 2012 Perşembe

Cappuccino severmisiniz?



Eşimle üç sene önce İtalya'ya gitmiş, sabah kahvaltıda cappuccino ile croissant yemeği çok sevmiştik. Cappuccino, bardağın yaklaşık 1/3'ini espresso ile doldurup üstüne süt ilavesi, en üste de köpürtülmüş süt eklenerek yapılıyor. Makineleri var ama otomatik makineler 300-600 lira arası. Çok daha profesyonelleri (pahalıları) de var elbette. Zaman zaman paraya kıyıp almayı düşündüysek de hep vazgeçtik. İyiki de vazgeçmişiz. Eğer siz de evinizde starbucks tadında kahveler yapmak isterseniz hiç zor değil.  Biz "arzum latte" makinesi aldık. İnternetten takip ederek 30 liraya alabilirsiniz. Bu makinede sütünüzü ısıtacaksınız ayrıca da biiirrr sürü süt köpüğünüz olacak. Daha sonra bitenekadar.com'dan veya gittigidyor.com'dan "ocak üstü espresso cezvesi" alacaksınız. Bunu da takip ederek 20 liraya bulabilirsiniz. Böylece 50 liraya bir cappuccino makineniz olacak :) Croissant'ları da www.cafefernando.com'daki tarifi deneyerek yapmayı planlıyorum. eğer bu güzel kahvenin yanına değişik bir tat isterseniz de rahmetli Prof. Dr. Arman Kırım hocanın tarçınlı rulolarını şiddetle tavsiye ederim. Hem çok kolay hem çok lezzetli. 

Cinnabon_rolls_gabi_cara_1


"...Bu bir kurabiye değil. Tatlı ekmek gibi bir şey; zira ekmek mayasıyla yapılıyor. Sabah kahvaltısında yemek için çok güzel, sıra dışı bir Amerikan lezzeti. Özgün adı Cinnamon Roll (okunuşu Sinımın Roğl). Bu tarifi, pek çok ülkede Cinnabon markalı zincir restoranlarda satılan tarçınlı rulo tarifine sadık kalarak veriyorum. Tarifte Dr. Oetker markalı instant maya kullanacak olursanız, suda bekletmenize gerek kalmaz. Hamuru akşamdan sıcak olmayan yerde kabarmaya bırakırsanız, sabahleyin tazecik pişirip yersiniz.

MALZEMELER: Ekmek için: 1 bardak sıcak süt (45 derece); 2 yumurta (oda sıcaklığında); 1/3 bardak eritilmiş tereyağı; 4.5 bardak un; 1 tatlı kaşığı tuz; 1/2 bardak beyaz toz şeker; 1 çorba kaşığı normal kuru maya (yarım bardak ılık suda 10 dakika bekletilecek). Araya sürmek için: 1 bardak esmer toz şeker; 2.5 tatlı kaşığı toz tarçın; 1/3 bardak tereyağı (yumuşak). Dilerseniz yarım bardak kuru üzüm de kullanabilirsiniz. Krema İçin: 1 paket krem peynir (oda sıcaklığında); 1/4 bardak tereyağı (oda sıcaklığında); 1.5 bardak pudra şekeri; 1 paket vanilya; 1/4 çay kaşığı tuz.

YAPILIŞI: 1. Ekmek malzemelerini büyükçe bir kâsede karıştırıp yoğurun ve kâsenin üzerini nemli bezle kapatıp hamurun hacminin iki misline gelecek kadar kabarmasını sağlayın. 2. Hamuru kâseden alın, unlu bir tezgâh üstüne koyun, üstünü örtün ve 10 dakika dinlendirin. 3. Bir küçük kâse içinde esmer şeker ve tarçını karıştırın. 4. Hamuru unlu zeminde bir merdaneyle 40x50 santim boyutunda bir dikdörtgen şeklinde açın. Hamurun üzerine 1/3 bardak yumuşak tereyağını sürün ve şeker-tarçın karışımını serpin. Dilerseniz bu aşamada kuru üzüm de serpebilirsiniz. Hamuru yuvarlayarak bir rulo yapın. 5. Rulodan, bıçakla 12 dilim kesin. Dilimleri, içine yağlı kâğıt serdiğiniz fırın tepsilerine aralıklı olarak yerleştirin. Üzerlerini hafif nemli bezle (ya da gergin olmayan streçle) örtüp yarım saat bekletin. 6. Bu sırada fırınınızı 200 dereceye ısıtın. Yeniden kabarmış olan ruloları fırında 15 dakika pişirin. 7. Rulolar pişerken krem peynir, 1/4 bardak tereyağı, pudra şekeri, vanilya ve tuzu mikserle karıştırıp homojen bir krema elde edin. Servis etmeden önce kremayı sıcak ruloların üzerine sürün..."


16 Mayıs 2012 Çarşamba

Biz Türk Bayanları Olarak Yiyerek ve Oturarak Zayıflamak İstiyoruz


Geçen hafta televizyonda bir kalp doktorunun konuşmasını dinledim. Kilolarımız ile ilgili olduğu için sizin de ilginizi çekeceğini düşündüm. Doktor 60-65 yaşlarındaydı. Kendisinden örnek vererek günlük kalori ihtiyacının 2600 kalori olduğunu söyledi. Bu kalorinin 2200'ünü oturarark harcıyormuş. Sadece 400 kalori bedensel hareketleri için kullanıyormuş. Yani hiç bir şey yapmasak bile epeyce bir enerji harcıyormuşuz. Güzeeeelll. Fakaaat yıllar önce bir yerde okumuştum. Beynin çok çalışması gereken dönemlerde (sınavlara hazırlanırken proje yetiştirirken) beyin alınan besinin yüzde ellisini sadece kendisi için harcarmış. Şimddddi bu iki bilgiyi birleştirdiğimizde şu sonuç çıkıyor bir kalp profesörü elbette durduğu yerde bile 2200 kalori harcar ben gene de spor yapmalıyım galiba :) Prof şu şekilde devam etti; bu yüzden dedi kilo vermek istiyorsanız kendinizi spora vermeniz bir işe yaramaz. Beslenme şeklinizi değiştirmek çok daha etkilidir. Önemli olan ne kadar yediğiniz değil. Ne yediğinizdir. Anccaaakk spor da şu bakımdan önemli. Ne kadar çok spor yaparsanız o kadar çok kasınız olur. Kas kütlesi daha çok enerji ister. Vücudumuzdaki kas oranını artırdığımız zaman oturduğumuz yerde kilo verebilirmişiz. Tabii o kütleyi korumak için de spor yapmaya devam etmek gerekir. Yağ hücresi bir kere oluştuğu zaman bir daha yok olmazmış. Sadece küçülürmüş. Demekki şişman insanların su içsem yarıyor demesi doğruymuş.35 yaşından sonra metabolizma hızı kişiye göre ufak tefek değişiklikler gösterse de %30 oranında yavaşlıyormuş. Ama esas dönüm noktası 40 yaş. 40 yaşından sonra yağ depoları daha aç gözlü oluyormuş. Aklımda kalanlar bu kadar. 

 Anlıyacağımız hem pastam dursun hem karnım doysun olmuyor. Oturduğumuz yerde kilo verebilmemiz için yağ oranımızı %12 yapıp (Çağatay'ın kulakları çınlasın) , habire spor yapmalı ve dengeli beslenmeliymişiz. :). Bu son paragrafı hayatınızda ilk defa duyduğunuza eminim :)  




10 Mayıs 2012 Perşembe

En İdeal Anneler Günü Hediyesi


Bundan yıllar yıllar önce (1995) Amerikalı bir arkadaşıma (o zamanlar elbette bekarım O'nun ise iki küçük çocuğu vardı) eşinin doğum gününde kendisine ne aldığını sormuştum. "Bana 24 saat hediye etti. Tüm gün benim oldu, sabah kalkınca çocukları alıp göl evine gittiler ben de ertesi güne kadar kendi kendimle vakit geçirdim" dedi. İçimden yahuu bu ne biçim bir hediyedir. Alsana bir kolye, saat, parfüm falan bi yemeğe çıkart karını. Bu yabancı milleti bi hoş oluyor demiştim. Şu anda durumumu tahmin edersiniz. Ben 12 saate bile razıyım. Ne altın kolye ne en pahalı parfüm. Ben zaten hepsini sosyete pazarından kendim hallediyorum. Sadece bir (1) gün istiyorum. İşte ideal anneler günü hediyem...

Sabah kızlarımın kalktığı saatte kalkıp onları doyurmaya razıyım. hatta kahvaltı sofrasını bile toplamaya razıyım. Doyurayım giydireyim, sonra ben çıkayım (bizim göl evimiz yok, olsa bile eşimi iki kızla göl evinde bir gün geçirdikten sonra deli evine göndermek sorunda kalabiliriz. Mantıklı davranmakta fayda var) 

Herhalde sabah 9.30 gibi çıkmış olurum. Yürüyeyim, koşabilirim mesela spor maksatlı yada sadece ilkbahar havasını içime çeke çeke uzun bir yürüyüş yapayım. Sonra bir kitapçıya gideyim. Uuuzzzzuuuuun uuzzzzuuuuuuuun kitapları inceliyeyim. İki saat, hatta iki buçuk saat belki de yarım saat bilmiyorum. Sonra kitapçıdan çıkıp saatin durumuna göre vitrin bakayım, bütün ayakkabıları deniyeyim bütün kotları mayoları falan. İyice acıkmış olayım, o an canım ne istiyorsa, güzel bol soğanlı bir döner mi olur, kocaman bir zararlı burger menü mü olur, tavuk mu olur balık ne varsa yavaş yavaş çevreme baka baka kendimle dedikodu yapa yapa (anam şu kıza bak koca totosuna bakmadan giymiş daracık kotu diyeyim veya ıııyy şu adam şu kadını nasıl almış arkadaşım yaaa diyeyim) o sırada masada ne varsa sileyim süpüreyim. Tekrar kendimi vurayım vitrinlere bu sefer parfümlere bakarım, kendime makyaj bile yaptırırım. Çöp bile almama gerek yok. Bakarak da tatmin olurum ben. Kahve zamanı gelmişse şöyle güzel, yumuşak, lezzetli, boğazından aşağıya sonbaharda dalından kopup yere düşen yaprak misali inen büyük bir kahveyi limonlu chesscake ile bitireyim. O sırada şu sıralar hangi komedi dergileri var bilmiyorum hangisi olursa bir yandan da dergiye güleyim. 

Artık akşam üstü olmuşsa, karanlık bastırmışsa romantik komedi bir film bulup, eşimi de (anneler günü olması münasebetiyle bu filme gelmeye ikna ederek) alıp filmimizi seyredelim. Filmden çıkalım. Gece olduğu için sokak köftecisi bulup tükrük köftesi yiyelim. Beykoz işkembecisi de olur, uludağ iskender de olur. 

Gece 12 de bu hediyeyi kutusuyla birlikte yüzümde kocaman bir gülümsemeyle yatağımın altına koyayım. Başka da bir şeycik istemem. 

Neyse rüya bitti düşündüm de bari bütün gün boyunca yemek yapmayayım ve ev ahalisinin ne yemesi gerektiğine ben karar vermiyeyim ona bile razıyım. 

Hepimizin anneler günü kutlu olsun. Anneler gününde tavuk yapmaya karar verdim :( hem pratik hem de herkes seviyor.